Rehber's profileRehber DersaneleriPhotosBlogNetwork Tools Help

Rehber Dersaneleri

Rehber Dersaneleri

Photo 1 of 7
More albums (1)

Video

   
July 28

Çalışıyorum Çalışıyorum Netlerim Yükselmiyor-2

cals cals netler yukselmiyor 2.JPGHavaların yavaş yavaş yavaş ısındığı, baharın yedi rengini gösterdiği ve güneşin daha çok gülümsemeye başladığı günlerden bir gündü. Biliyordum ki, bu dönmede öğrencilerde bahar sendromu diyebileceğim bir gevşeme ortaya çıkıyordu.

 

 

Havaların yavaş yavaş yavaş ısındığı, baharın yedi rengini gösterdiği ve güneşin daha çok gülümsemeye başladığı günlerden bir gündü. Biliyordum ki, bu dönmede öğrencilerde bahar sendromu diyebileceğim bir gevşeme ortaya çıkıyordu. Uzayan günler, ısınan hava, şenlenen cadde ve sokaklar öğrencileri eğlenceye davet ediyordu. Bu dönemlerde biz rehberlik uzmanlarına büyük görevler düşüyordu. Dağılan dikkatleri tekrar toplamak ve öğrencileri derse yeniden kanalize etmek amacıyla seminerler düzenliyorduk. Sınavın yaklaşması ile artan stres katsayısını düşürmek amacıyla da sosyal etkinliklere ağırlık veriyorduk.

Bilgisayarımdaki randevu programı yanıp sönmeye başladı. Saat 14.00 olmuştu ve İsmail ile randevum vardı. Az sonra İsmail odama damladı. Yüzünde bir belirsizlik ve tedirginlik vardı. Kısa bir selamlaşmadan sonra konuşmaya başladı:

- Hocam, denemelerde netlerim bit türlü artmıyor. Hâlbuki bu sıralar çok çalışıyorum. Yeni birçok konu da öğrendim. Nerede hata yapıyorum bilmiyorum.

Rehberlik uzmanları olarak işimizin zor tarafı, kişilerin hayatlarında cevap bulamadığı sorulara çabuk ve doğru cevap bulmak zorunda olmamızdı. Üstelik kendimizin tecrübe etmediği bir olaydaki eksik noktaları yakalayacak sonra da çözüm yolarını sıralayacaktık. Örneğin derslerinde başarılı olmayan bir öğrencinin başarısızlığının nereden kaynaklandığını bulmak zorundaydık. Çünkü gerçekçi bir teşhis olmadan yapacağımız tedavinin faydası olmazdı. İşin zor kısmı teşhisi koyabilmek, hastalığın problemin nerede yattığını bulabilmekti. Sonrasında ilaç yazmak çok kolaydı. Doktorlar gibi tahlil laboratuarlarımızın ve röntgen odalarımızın olmaması işimizi zorlaştırıyordu. Bizim en büyük malzememiz sorduğumuz kaliteli ve kaynağa götüren sorulardı.

İsmail’in probleminin kaynağı bir çok nokta olabilirdi; dersi dikkatle dinlememek, derse hazırlık yapmamak, evde verimli ders çalışmamak, denemelerde heyecanlanmak, var olan bilgisini denemeye yansıtamamak, tekrar yapmamak vb. Bu liste uzatılabilirdi. İsmail’in probleminin nerden kaynaklandığını bulabilmek için İsmail’i ince sorularla bir analizden geçirdim. Yukarıda bahsettiğim alanların hiçbirinden sıkıntı görünmüyordu. Açıkçası problemin kaynağını bulamamıştım. İsmail’e problemin kaynağını bulamadan ancak verimli çalışması, derste dikkatle not tutması, tekrar yapması gerektiği yönünde genel telkinler verebilirdim. Son olarak İsmail’in toplu deneme sonuçlarını bilgisayardan çıktı olarak aldım ve göz gezdirmeye başladım. Ve sorunun kaynağını bulmuştum. İsmail’in her dediğin doğru kabul etmekle hata yapmış olduğumu anladım.

- İsmail, şimdi sana bir hikaye anlatacağım beni dikkatle dinlemeni istiyorum. Çünkü hikâye bittiğinde sen de problemine bir çözüm bulmuş olacaksın.

- Tamam hocam

- Eski zamanlarda Anadolu’da yaşayan bir çiftçi varmış. Bu çiftçi yaz mevsimi geldiğinde buğday tarlalarındaki ekinlerini biçmiş. Patoza verdikten sonra buğdayları gün be gün depoya taşımaya başlamış. Her gün bir parça buğdayı ambarına taşıyormuş. Ama gel gör ki, ambardaki buğdayların miktarı bir türlü artmıyormuş. Sence bunun sebebi ne olabilir İsmail?

- Bilmem ki hocam, belki başka birisi alıyordur.

- Adam, da bu ihtimali düşünmüş ve bir gün gizlice ambarı gözetlemiş. Ama hiç kimse ambarın kapısına bile yanaşmamış. Akşam olup da ambara girdiğinde buğdayların yine eksildiğini görmüş.

- Allah, Allah ne olmuş acaba?

- Adam sonradan fark etmiş ki küçük bir delikten ambara dadanan fare sürüsü buğdayları aşırıyor. Bunun üzerine o deliği kapatmış ve ambarındaki buğdaylar artmaya başlamış. Yani buğdayların artması için bir yandan yeni buğdaylar eklemek diğer yandan da var olan buğdayları sıkıca korumak lazım geliyormuş.

- Doğru hocam. Eldeki buğdayları korumadan yenisini eklemenin bir anlamı olmuyor.

- İşte senin de durumun tam olarak böyle İsmail. Sen sürekli çalışarak yeni konular öğreniyor ve netlerini arttırıyorsun. Bu seni başarılı kılabilir ancak geçmişte var olan bilgilerini de koruman gerekiyor. (Deneme sonuçlarına baktığımda İsmail’in sonraki konulardaki netleri artarken, ilk konulardaki netleri düşüyordu. Hâlbuki İsmail bana tekrar yaptığını söylemişti. Demek ki bu tekrar yeterli değildi) Diyelim ki sen ikinci dönem konularına çalışıyorsun ve netlerini üç net arttırıyorsun ama ilk dönem konuların tekrar edemediğin için de eski keskinliğini kaybedip üç net eksik yapıyorsun. Sonunda çalışan ama yerinde sayan bir öğrenci konumuna düşüyorsun.

- Haklısınız hocam bunu hiç düşünmemiştim.

 - Kısacası İsmail netlerinin artması için temel 2 şart var: Birincisi yeniler konular çalışıp yeni bilgiler edinmek, ikincisi de var olan bilgilerini tekrarla, bol soru çözmekle korumak.

Sonrasında İsmail’e bir tekrar programı yaptık. Haftanın iki gününü eski konuları tekrar etmeye beş gününü de yeni konular öğrenmeye ayırdık. 2-3 haftalık bir tekrar ve takip programının ardından İsmail’in denemeleri artış göstermeye başlamıştı.

 

Mehmet Teber

rehberlik@rehberegitim.comBu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.


İçimden Ders Çalışmak Gelmiyor

ders calismak gelmiyor.jpgÖğle yemeği sonrası odamda oturmuş çayımı yudumluyordum. Bir yandan internette geziniyor, diğer yandan ise görüşme saatimin gelmesini bekliyordum. Be bir süre sonra tanıdığım öğrencilerimden Ahmet odaya girdi. Her sınava hazırlanan öğrenci gibi o da kazanmak için dershaneye yazılmıştı.

 

Öğle yemeği sonrası odamda oturmuş çayımı yudumluyordum. Bir yandan internette geziniyor, diğer yandan ise görüşme saatimin gelmesini bekliyordum. Be bir süre sonra tanıdığım öğrencilerimden Ahmet odaya girdi. Her sınava hazırlanan öğrenci gibi o da kazanmak için dershaneye yazılmıştı. Sınavı kazanmak istiyordu ama içinden hiç ders çalışmak gelmiyordu. Koltuğumdan kalkıp tam da Ahmet’in karşısındaki koltuğa oturdum. Diğer türlü aramızda bulunan koca masa psikolojik olarak öğrencilerimin bana açılmasında engel oluşturabiliyordu. Ve Ahmet konuşmaya başladı:

- Hocam dershane açılalı bir ayı geçti ben hala oturup adam gibi ders çalışamadım. Ders çalışmam gerektiğini biliyorum ama bir türlü masanın başına geçip ders çalışamıyorum.

Ahmet’in sıkıntısını sınava hazırlanan bir çok öğrenci yaşıyor. Sınava giren tüm öğrenciler emin olun sınava kazanmak için giriyorlar. Hatta bunun için dershanelere gidiyorlar. Ama iş ders çalışmaya geldiğinde bir çok öğrenci oturup adam gibi ders çalışamıyor.

- Peki ne olsaydı oturup deliler gibi ders çalışırdın Ahmet?

- Bilmem hocam. İçimden ders çalışmak gelmiyor ki.

- Ne zaman gelir peki?

- Bir aydır hiç gelmedi hocam.

- İçinden ders çalışma isteğinin gelmesini beklersen daha çok beklersin Ahmet.

Birçok öğrenci içinden ders çalışma isteğinin gelmesini bekleyerek senesini geçirir. Ne var ki bu istek de bir tülü gelmez. Ve sonuçta öğrenci bir senesini kaybetmiş olur.

- Hocam ne yapacağız o zaman?

- Şimdi sana bir öykü anlatacağım. Dikkatle dinlemeni istiyorum:

Bir gün bir Kızılderili reisi torunu ile birlikte çadırın önünde oturuyormuş. Çadırın önünde biri siyah biri beyaz iki köpek birbiri ile boğuşuyormuş. Dede ve torun beraber onları izliyorlarmış. Torun merak dolu bakışlarla dedesine sormuş:

“Dede! Çadırımızı korumaya bir köpek yeterken neden iki tane var? Hem neden birisi siyah diğeri beyaz?”

Dedesi cevap vermiş:

“Evladım dediklerinde haklısın. Ama onlar benim için iki önemli şeyin simgesidir. Ben devamlı onlara bakarak ders alırım ve hayatıma ona göre yön veririm”

Torun yeni bir merakla tekrar sormuş:

“Neyin simgesi onlar, dede?”

Dede tok ses tonuyla cevap vermiş:

“Birisi tembelliğin, diğeri ise çalışkanlığın simgesi evlat. Karşımızdaki iki köpek gibi her birimizin içinde de tembellik ve çalışkanlık devamlı kavga eder. Ben bu köpeklere baktıkça içimdeki tembellik ve çalışkanlığın mücadelesini hatırlar ders alırım”

Çocuk dedenin hiç beklemediği bir soru daha sorar:

“Dede bu kavgayı hangi köpek kazanır?”

“Ben hangisini iyi beslersem o kazanır evladım”

Bir süre hiç konuşmadım… Ahmet’in kendi içinde hikayeyi yorumlamasını istiyordum. Ve sonra konuşmaya başladım.

- İşte Ahmet sadece senin içinde değil her insanın içinde hem tembellik hem de çalışkanlık ruhu vardır. Yani senin içinde hem tembel hem de çalışkan Ahmet var. Ve bunla senin bedenine hakim olmak için mücadele ediyorlar. Bazen oluyor ki çalışkan Ahmet bedene hak oluyor ve en ders çalışıyorsun. Oturup deliler gibi ders çalıştığın zamanlar olmadı mı?

- Oldu hocam. Bazen çok iyi çalışabiliyorum

- Şimdi yapmamız gereken senin içindeki çalışkan Ahmet’i güçlendirmek.

- Bunu nasıl yapacağız hocam?

- Bu odadan çıktığın andan itibaren içindeki tembel Ahmet ve çalışkan Ahmet’in mücadelesini izleyeceksin. Ders çalışman gerektiğinde ve masanın başına oturduğunda içindeki tembel Ahmet diyecek ki “daha sonra ders çalış”. Eğer sen bu sese kulak verirsek içindeki tembel Ahmet’in önüne kocaman bir et parçası atmış olursun ve o tarafın daha da kuvvetlenir. Ve bir dahaki sefere bu tembel tarafına karşı koyman daha güç olur. Eğer çalışkan tarafını dinler ve oturup ders çalışırsan bu sefer çalışkan tarafını beslemiş olursun ve o güçlendikçe senin ders çalışman çok daha kolay olur. Kısacası senden yapmanı istediğim devamlı çalışkan Ahmet’i beslemen. O yeterince güçlendiği zaman birilerinin sana ders çalış demesine gerek kalmadan sen rahatlıkla ders çalışabileceksin. Hatta ders çalışmadığın zaman rahatsız olmaya başlayacaksın.

- Bunu yapabilir miyim hocam?

- İstersen ve ısrarlı olursan rahatlıkla yaparsın. Şimdi seninle bu işi biraz daha zevkli hale getirelim. Bu olayı bir futbol maçına çevirelim. Ne zamanki içinde tembel ve çalışkan tarafının mücadelesi olursa bunu kaydet. Tembel tarafın mücadeleyi kazanırsa bir gol atmış gibi olsun. Çalışkan tarafını dinleyip de masa başına oturursan bu sefer o gol atmış olsun. Bakalım bir hafta sonra maç kaç kaç bitecek.

Bu şekilde yapacağımızı uygulamayı yeniden çerçeveleyerek öğrenci için daha zevkli hale getiriyordum. Ahmet bir hafta boyunca içindeki mücadeleye odaklanacak ve sadece bu odaklanma bile çalışkan tarafını güçlendirecekti. Öğrencilerimin bu mücadelenin skorunu kaydetmesi için tatlı bir form da hazırlamıştım. Öğrenci her gün hangi tarafı gol atmışsa onu bu forma işliyordu.

- Ahmet şimdi sana bir form vereceğim. Maç hakemi gibi kim hangi dakikada gol atmışsa onu bu forma yazabilirsin. Bu hafta senden istediğim maçı galip olarak bitirmen. Önemli olan hiç gol yememen değil, tembel tarafından daha fazla gol atman. Ve bunu yapacak gücü ben sende görüyorum.

- Tamam hocam fark atarak yanınıza gelmiş olacağım.

- Günlük bana uğrayıp maçın skoru hakkında bilgi vermeni istiyorum.

- Ne demek hocam.

Ahmet odadan çıktığında gözlerinde bir umut vardı. Benim istediğim de zaten buydu. İnsanların içindeki umutları dik tutmasına ve yeşertmesine yardım etmek mesleğimizin en güzel tarafıydı.

Ahmet her gün gelip beni maçın skorundan haberdar ediyordu. Maç genelde baş başa gidiyordu. Bir haftanın sonunda 26’ya 24 çalışkan Ahmet maçı kazanmıştı. Ahmet’in şimdiye kadar en fazla ders çalıştığı hafta bu hafta olmuştu. Benim de istediğim buydu. Bir ayın sonrasında Ahmet’in çalışkan tarafı artık açık ara farklarla tembel tarafını yenmeye başlamıştı.

 

Mehmet Teber

rehberlik@rehberegitim.com

Eğitim sistemimiz

Dersler

Rehber Başarı Merkezinde dersler için ayrılan süre konuların hazmedilerek öğrenilmesini sağlayacak şekilde belirlenmiştir. Ders saatleri her bölüm için derslerin ÖSS’deki soru yüzdeleri ve soruların puan katsayıları hesaba katılarak hesaplanmaktadır. Böylece ÖSS’de her alan için en önemli dersler belirlenmekte ve ders saatlerinde bu derslere daha fazla ağırlık verilmektedir. Aynı durum her bir dersin konuları için de geçerlidir. Ders öğretmenlerimiz daha çok soru çıkan konular üzerinde daha fazla yoğunlaşmakta ve böylece öğrencilerin başarıya daha çabuk ulaşması sağlanmaktadır.

Bununla birlikte derslerde harita, şekil, tepegöz ve projektör gibi teknolojik imkanlar kullanılarak işlenmektedir. Öğrencilerin anlamadığı konular üzerinde tekrar tekrar durularak öğrencinin konuyu anlamadan geçmesine engel olunmaktadır. Her konunun sonunda dağıtılan konu kavrama testleri öğrencilerin konuları anlayıp anlamadıklarını belirlemekte ve çok yanlışların çıktığı konular tekrar ele alınmaktadır.

 

Konu Pekiştirme Etütleri

Rehber Başarı Merkezinde eğitim sadece ders saatleri ile sınırlı değildir. Ders saatler içinde konuyu yeteri derecede kavrayamayan öğrenciler için yine ders öğretmenleri eşliğinde konu pekiştirme etütleri düzenlenir. Rehberlik Servisi ve Ölçme Değerlendirme Merkezi ortaklığı ile düzenlenen aylık anketlerle dersane genelinde anlaşılmayan konular tespit edilmektedir. Bu konularla ilgili ek etütler düzenlenerek eksiksiz bir şekilde başarıya ilerleme sağlanmaktadır. Bu etütlere herhangi bir konuyu anlamayan öğrenciler girebileceği gibi, anladığı bir konuyu pekiştirmek isteyen öğrenciler de girebilmektedir.

 

Birebir Etütler

Dersler ve konu pekiştirme etütlerinde de anlatılan konuyu anlamayan öğrenci çıkacak olursa merkezimiz bu öğrencilere bizzat ders hocaları ile birebir etütler düzenler. Birebir etütlerde öğretmen konuyu yeniden öğrenciye anlatır. Ders, konu pekiştirme ve birebir etüt şeklinde olan üçlü sistem sayesinde bir öğrencinin bir konuyu anlamadan diğer konuya geçmesi neredeyse imkansız hale gelir.

 

Soru Çözme Etütleri

Merkezimizde öğrencilerin çözemedikleri soruları sorabilmeleri amacıyla konu pekiştirme etütlerine ek olarak soru çözme etütleri düzenlenmektedir. Bu etütlerde öğrenciler kendilerine dağıtılan test veya kitaplardan çözemedikleri soruları etüt öğretmenlerine sorabilmekte ve böylece geride çözülmemiş tek bir soru bırakılmadan başarıya doğru yürünmektedir. 

 

 

ÖSS Kütüphanesi

Dersanemiz öğrencilerin ÖSS’ye hazırlık süresince kaynak ve soru sıkıntısı çekmemesi için geniş ÖSS Kütüphanesi oluşturmuştur. Kütüphaneye bir kitap hediye eden her öğrencimiz yıl boyunca bu kütüphaneden sınırsız yararlanma hakkına sahip olur. Bu sayede çok farklı kaynaklardan çok farklı soru tipleri ile karşılaşan öğrencilerimiz yapamayacağı soru kalmaz.

 

Gurup Çalışmaları

Başarı Merkezimizde öğrencilerimiz sadece öğretmenlerinden ve etüt hocalarından değil aynı zamanda başarılı öğrencilerden de yararlanır. başarılı öğrencilerin önderliğinde çalışma gurupları oluşturulur ve öğrencilerimiz sevecen ve kendisine yakın  arkadaş ortamında eksikliklerini giderme imkanı bulur.

 

Veli Toplantıları

Merkezimiz insan gibi kutsal bir emaneti taşımanın bilincindedir. Velilerin bizlere emanetleri olan öğrenciler hakkındaki bilgiler düzenli aralıklarla yapılan toplantılarla veliye iletilir. Bununla birlikte veliler ÖSS sistemi,  meslek seçimi, ergen psikolojisi ve ergen  gibi konularla bilgilendirilerek öğrencilerin daha sağlıklı bir aile ortamına kavuşması sağlanır. Düzenli olarak yapılan toplantılarla veliler öğrencileri hakkında bilgilendirilir ve kendilerine çocuklarının sınav sonuçlarını, devamsızlıkları ve başarı düzeylerini belirleyen karneler verilir. Güçlü bir veli-öğretmen-öğrenci diyalogu ile öğrencinin başarıyı yakalaması için gerekli ortam oluşturulur.

 

Yıl içinde sınıf değişiklikleri

Merkezimizde homojen olarak oluşturulan sınıflar yıl içinde belirli aralıklarla değiştirilir. Bir sınıfta yüksek başarı göstermiş olanlara bir üst sınıfa geçiş imkanı verilir.  Bu sayede öğrenciler arasında tatlı bir rekabet oluşturulur. Bununla birlikte sınıf değişikliği sistemi ile zamanla sınıflarda oluşan monotonluğun önüne geçilir.


Kuruluşumuz

Rehber Eğitim Kurumları Tic.A.Ş. İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun 26.04.2004 tarihli tescili ile kurulmuştur.

Kurumumuz, Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim, Ortaöğretim, Üniversiteye Hazırlık, Yabancı Dil, Bilgisayar ve Mesleki Eğitim Kurumları açabilir. Faaliyet konusu ile ilgili programları uygulamak için gerekli ders araç ve gereçlerini temin eder; yayınlarını bastırır, satar veya başka yayınlar alabilir.

Kurumumuz eğitim öğretime ilk olarak Zeytinburnu’nda 06.09.2004 de başlamıştır. REHBER EĞİTİM MERKEZİ DERSHANELERİ olarak geleceğimizin teminatı olan, gözbebeğimiz kadar sevdiğimiz ve koruduğumuz gençlerimize eğitim hizmetini etkin bir şekilde vermeyi prensip edindik.

2005–2006 eğitim ve öğretim yılında Bağcılar şubemizde, 2006/2007 eğitim ve öğretim yılında Sultanbeyli şubemizde faaliyete başladık. 2007/2008 eğitim ve öğretim yılında          Sincan / ANKARA, Bolvadin / AFYONKARAHİSAR şubelerimizle hizmet birimlerimizi beşe çıkardık.

2008–2009 eğitim ve öğretim yılında DENİZLİ ve GAZİANTEP şubelerimiz faaliyete geçecektir. Yedi OKS ve ÖSS hazırlık dershanemizle, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarımızla, yayınlarımızla eğitim ve öğretim faaliyetlerimiz devam edecektir.